Arktik: Türkiye'nin Rolü Nedir?
Creators
Description
Önsöz
Bazı yolculukların gerçek bir başlangıç noktası yoktur. İnsan geriye dönüp baktığında, aslında çok daha önce yola çıktığını fark eder.
Peki nereden başlamalı? Arşiv belgelerinin tozlu raflarından mı, yoksa o belgelerin satır aralarında zamanın akışını unutturan uzun çalışma gün ve gecelerinden mi? Belki de en doğrusu, bu hikâyeye belirli bir yerden değil; bir histen, bir sesten başlamaktır. Sevgili eşim Elif ile birlikte bizi yeniden düşünmeye, yeniden hissetmeye yönelten o küçük ama ısrarcı sesten…
Oğlumuz Aybars’ın kimi zaman bir gülümsemeyle, kimi zaman bir kahkahayla; bazen sabırsız bir mırıldanma ya da bir ağlamayla “buradayım” deyişinden… Çünkü bazı hikâyeler belgelerle değil, insanın içinde yankılanan o derin ve unutulmaz seslerle başlar.!
Projenin ilk kıvılcımı 2018 yılında, doktora sürecimin henüz başlarında ortaya çıktı. 2018-2020 yılları arasında Prof. Dr. Hasan Berke Dilan ile yaptığımız tartışmalar, bu fikrin şekillenmesinde belirleyici oldu. O günlerde çoğu zaman bir soruya cevap ararken, aslında daha büyük bir sorunun etrafında dolaştığımızı fark ettik: Türkiye, dünyanın en uzak gibi görünen ama giderek merkezîleşen bir bölgesinde, Arktik’te, nerede duruyor?
Zamanla olgunlaşan bu düşünce, 2023 yılında TÜBİTAK KUTUP-1001 programı kapsamında bir proje önerisine dönüştü. Projenin ilk taslağının analitik bir çerçeveye kavuşması ise sevgili eşim ve aynı zamanda proje danışmanım olan Doç. Dr. Elif Gürdal Limon ile yürüttüğümüz bilimsel tartışmalar sayesinde mümkün oldu. Nisan 2024’te desteklenmesine karar verilen ve 123G029 numarasıyla yürütülen “Arktik: Türkiye’nin Rolü Nedir?” başlıklı bu proje, Mayıs 2026 itibarıyla tamamlandı. Ancak doğrusu, bazı çalışmalar bittiğinde tamamlanmaz! Yalnızca yeni düşüncelerin başlangıcına dönüşür. Bunun da öyle olduğunu ümit ederim!
Projenin tamamlandığı dönemde uluslararası sistemin geçirdiği hızlı değişim, burada ele alınan meselelerin yalnızca teorik bir tartışma olmadığını, aksine giderek daha belirgin ve güncel bir gerçekliğe karşılık geldiğini gözler önüne sermektedir. ABD’nin Avrupa güvenliğindeki “garantör” rolünü tedricen sınırlandırması ve müttefiklerinden daha fazla sorumluluk beklemesi, alışageldiğimiz dengelerin değiştiğinin göstergesidir. Bir zamanlar Arktik’e dair hâkim yaklaşımı ifade eden “istisnacılık” söylemi ise artık yerini daha rekabetçi ve belirsiz bir tabloya bırakmış görünüyor. Aynı aktörün revizyonist bir tutumla Grönland’a yönelik ısrarlı ilgisi ve bunu zaman zaman ilhak fikrine kadar vardıran yaklaşımı, transatlantik ilişkilerde yeni ve kolay onarılmayacak gerilimler yaratıyor. Öte yandan Çin’in bölgede giderek daha görünür ve iddialı bir aktöre dönüşmesi, Rusya ile arasındaki ilişkiyi tam anlamıyla bir stratejik ittifaka dönüştürmese de daha belirgin bir iş birliği zeminine taşıyor. Tüm bu gelişmeler, Arktik’in Türkiye için artık uzak bir coğrafya değil, ABD-NATO ve Rusya-Çin ekseninde iki kutuplu ancak çok aktörlü, hareketli ve giderek daha zor öngörülebilen bir rekabet alanı olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Projenin temel amacı, Türkiye’nin Arktik’teki yerini/konumunu, etkisini ve bu yerin zaman içerisindeki dönüşümünü incelemek ve Türkiye’nin Arktik’teki rolünü nasıl geliştire(bile)ceğini tartışmaya açmaktır. Bununla birlikte proje, betimleyici bir analiz sunma iddiasında değildir. Aksine, Türkiye’nin devlet, bölge ve uluslararası sistem düzeylerindeki konumunu yeniden düşünmeye imkân tanıyan analitik bir çerçeve önermektedir.
İlk bakışta bu proje, zamanın (o da her neyse) giderek hızlandığı günümüz dünyasında, okuyucular açısından uzun ve dolayısıyla “zorlayıcı” bir metin gibi görünebilir. Ancak öyle değil! Her bölüm, bütünün bir parçası olmakla birlikte kendi içinde de anlamlı birer metin (bulgular, tartışma ve sonuç içermektedir) olarak kurgulanmıştır. Bu nedenle okuma serüvenine dilediğiniz yerden başlayabilirsiniz. Ancak eğer buradan başlamadıysanız… evet, işiniz biraz zor olabilir. Yine de bu zorluk, umarım merak duygusunu canlı tutan bir tür bilimsel keşfe dönüşür.
Türkiye’nin Arktik çalışmalarındaki kurumsal kapasitesine bakıldığında, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) ve Kutup Araştırmaları Enstitüsü (KARE)’nün varlığı ve çalışanları ayrı bir parantezi hak etmektedir. Çünkü onlar “…az zamanda çok büyük işler başardık!” ifadesinin günümüzdeki karşılıklarından biri olarak öne çıkmaktadır. Sınırlı imkânlarla büyük hedefler kurmanın ve bu hedefleri adım adım gerçeğe dönüştürmenin mümkün olduğunu göstermesi bakımından, bu projenin de zeminini güçlendirmiştir.
Bu uzun ve çoğu zaman yorucu yolculuk, kuşkusuz tek başına yürünebilecek bir süreç değildi. Akademik üretim çoğu zaman bireysel bir çaba gibi görünse de gerçekte kolektif bir emeğin, görünür ve görünmez katkıların bir bileşimidir. Bu nedenle, aşağıda isimlerini özellikle anamasam da süreç boyunca destek veren herkese teşekkür borçluyum.
Bu çerçevede; projenin başından sonuna kadar sağladığı katkılar ve hem kurumsal hem de bireysel anlamda uluslararası görünürlüğü sayesinde proje kapsamında yürütülen araştırmalar sırasında birçok kapının açılmasına vesile olan ve projeye sağladığı sınırsız destek için TÜBİTAK MAM Başkanı ve KARE Müdürü Prof. Dr. Burcu Özsoy’a;
Koordinasyon ve destekleri için TÜBİTAK MAM KARE ve kurumsal koordinasyonu titizlikle yürüten Dr. Atilla Yılmaz’a;
Bağlısı ve çalışanı olmasam da projenin yürütücülüğünü üstlenerek kritik bir anda sürecin tamamlanmasını mümkün kılan Gümüşhane Üniversitesi’ne ve dönemin rektörü Prof. Dr. Halil İbrahim Zeybek’e;
Proje sürecini kolaylaştıran ve tartışmalarla çalışmanın derinleşmesine önemli katkı sağlayan proje ekibimiz Doç. Dr. Elif Gürdal Limon, Doç. Dr. Ebru Caymaz, Doç. Dr. Adnan Dal ve Dr. Özgür Demirayak’a;
Proje kapsamındaki görsellerin hazırlanmasında büyük emek veren, sabır ve titizlikle her detayı şekillendiren ve şekiller ile görseller üzerindeki sürekli değişiklik ve ekleme taleplerime anlayış gösteren Doç. Dr. Ayşegül Gürdal Pamuklu ve Prof. Dr. Arzu Gürdal Yurtsal’a (özellikle hastayken bile görselleri yetiştirmeye çalıştığı ve bana katlanabildiği için ayrıca minnettarım);
Proje süresince görüşme yaptığım ve metin içinde isimleri belirtilen tüm kişilere ve isimleri anonim olarak bırakılan kurum ve kuruluş temsilcilerine;
İsmini bilmesem de yaratıcı katkılarından dolayı projenin Danışman-Raportörü’ne;
Fikirlerinden her zaman ilham aldığım değerli hocam Prof. Dr. Hasan Berke Dilan’a;
Osmanlıca bazı eserlerin tercümesindeki desteklerinden dolayı değerli büyüğüm Havva Koç’a;
Ve bu süreçte manevi desteklerini hiçbir zaman esirgemeyen aileme—babam Ünal Limon, annem Mücella Limon, abim Utku Limon ve eşi Çisem Aksu Limon, kayınvalidem Huriye Gürdal ve eğitim hayatımda derin izler bırakan sevgili hocam Nurten Dirikan’a—
içtenlikle teşekkür ederim.
En büyük teşekkürü ise sona saklamak istedim:
Sevgili eşim Elif ve sevgili oğlumuz Aybars… İyi ki varsınız. Bu süreç sizinle daha anlamlı, daha güçlü ve daha katlanılabilir hâle geldi. Birlikte geçirebileceğimiz zamanların bir kısmını bu projeye ayırmak zorunda kaldım. Ancak umarım bu satırlar, o fedakârlığın küçük bir karşılığı olabilir. Belki de bu metnin en sahici kısmı burasıdır: Bilim çoğu zaman kavramlar, veriler ve analizler üzerinden ilerler, ancak onu mümkün kılan, insanın hayatındaki o görünmez ama vazgeçilmez bağlardır. Varlığınız, desteğiniz ve sabrınız bu projenin en güçlü dayanaklarından biri oldu. Size içtenlikle minnettarım. İyi ki varsınız!
Files
Arktik- Türkiye’nin Rolü Nedir.pdf
Files
(73.6 MB)
| Name | Size | Download all |
|---|---|---|
|
md5:52e5a2f7ba54c62ca65a418aa0e6db8e
|
71.0 MB | Preview Download |
|
md5:8479c3859c8681c846cdb546bf870dbc
|
2.6 MB | Preview Download |
Additional details
Identifiers
Related works
- Is published in
- Book: https://www.egitimyayinevi.com/arktik-turkiye-nin-rolu-nedir (URL)
Dates
- Issued
-
2026-06-30Kitap