Published March 26, 2026 | Version v1
Journal article Open

Türkiye'de Enerji Yoğunluğunun Sektörel Dönüşümle İlişkisi: Hizmetler Sektörü Payı Üzerinden Uzun Dönem Bir Analiz

  • 1. Gaziantep Üniversitesi, Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu, Dış Ticaret Bölümü. Gaziantep, TÜRKİYE.

Description

Bu çalışma, Türkiye’de enerji yoğunluğunun 2000–2022 dönemindeki uzun dönem dinamiklerini kişi başına gelir ve ekonomik yapının sektörel bileşimini temsilen hizmetler sektörünün toplam katma değer içindeki payı üzerinden analiz etmektedir. Enerji yoğunluğu, bir birim ekonomik çıktı başına tüketilen enerji miktarı olarak ele alınmış; enerji verimliliği ve sürdürülebilir büyüme tartışmaları açısından önemli bir gösterge olarak değerlendirilmiştir. Çalışma, enerji yoğunluğunun tek bir ekonomik dönem altında sabit katsayılarla açıklanmasının Türkiye gibi kriz ve şoklara açık ekonomilerde sınırlı kalabileceği varsayımından hareketle, olası yapısal kırılmaları ampirik olarak test etmeyi amaçlamaktadır. Analizde ilk aşamada Bai–Perron çoklu yapısal kırılma testi uygulanmış ve enerji yoğunluğu serisinde 2001, 2008, 2018 ve 2020 yıllarında belirgin yapısal kırılma noktaları tespit edilmiştir. Bu kırılmalar, sırasıyla finansal kriz sonrası yeniden yapılanma süreci, küresel finans krizinin yansımaları, kur şoku ve maliyet baskıları ile salgın dönemindeki ani daralma koşullarıyla uyumlu bir görünüm sunmaktadır. Ardından Zivot–Andrews birim kök testi ile serilerin durağanlık özellikleri değerlendirilmiş; enerji yoğunluğu ve hizmetler payının kırılma altında düzeyde durağan, kişi başına gelirin ise düzeyde durağan olmadığı görülmüştür. Bu bulgu, farklı bütünleşme derecelerinin birlikte ele alınabildiği ARDL sınır testi yaklaşımının kullanılmasını metodolojik olarak uygun kılmıştır. ARDL sınır testi sonuçları, enerji yoğunluğu ile kişi başına gelir ve hizmetler sektörünün payı arasında uzun dönemli bir eşbütünleşme ilişkisi bulunduğunu göstermektedir. Bununla birlikte uzun dönem katsayıları beklenen yönde (negatif) olmakla beraber istatistiksel olarak anlamlı değildir; bu durum, enerji yoğunluğunun uzun dönem seyrinin yalnızca gelir ve sektörel kompozisyon üzerinden “doğrudan” açıklanmasının sınırlı olabileceğine işaret etmektedir. Buna karşılık hata düzeltme modeli, kısa dönem sapmaların uzun dönem dengeye güçlü ve hızlı biçimde döndüğünü ortaya koymaktadır. CUSUM ve CUSUMSQ testleri de model parametrelerinin örneklem boyunca istikrarlı olduğunu desteklemektedir. Bulgular, enerji verimliliği politikalarının kriz dönemleri ve maliyet şoklarını dikkate alan esnek bir çerçevede tasarlanması ve sektörel dönüşümün verimlilik yatırımlarıyla tamamlanması gerektiğine işaret etmektedir.

Abstract (English)

This study investigates the long-run dynamics of energy intensity in Türkiye over the period 2000–2022, focusing on per capita income and the share of the services sector in total value added as a proxy for the sectoral composition of the economy. Energy intensity, defined as the amount of energy consumed per unit of economic output, is widely used as an indicator of energy efficiency and sustainable growth. Given that economies exposed to crises and macroeconomic shocks may not follow a single stable regime, the study tests for potential structural breaks in the energy intensity series. The Bai–Perron multiple structural break test identifies breakpoints in 2001, 2008, 2018, and 2020, corresponding to major macroeconomic disruptions including the post-2001 restructuring period, the global financial crisis, exchange rate shocks, and the COVID-19 pandemic. The stationarity properties of the variables are examined using the Zivot–Andrews unit root test. The results show that energy intensity and the services sector share are stationary at levels under structural breaks, whereas per capita income is not stationary in levels, making the ARDL bounds testing approach appropriate. The ARDL bounds test confirms a long-run cointegration relationship between energy intensity, per capita income, and the services sector share. Although the long-run coefficients carry the expected negative signs, they are not statistically significant. However, the error correction model indicates a strong adjustment toward long-run equilibrium, and CUSUM and CUSUMSQ tests confirm parameter stability. The findings suggest that energy efficiency policies should consider crisis episodes and cost shocks and be supported by efficiency-oriented structural transformation.

Files

3. Taşçı 1-25.pdf

Files (611.6 kB)

Name Size Download all
md5:db119599762929e0d1c1a001cde08987
611.6 kB Preview Download