Published December 1, 2019 | Version v1
Conference paper Open

Dışlayıcı Laiklikten Pasif Laikliğe: Anayasa Mahkemesi İçtihatları Işığında Çalışan Kadının Din ve Vicdan Özgürlüğü

  • 1. İstanbul Şehir Üniversitesi

Description

ÖZET

Kadınların çalışma hayatına dahil olması maddi ve manevi varlıklarını korumaları ve geliştirmeleri, ekonomik özgürlüklerini elde ederek bağımsız bir birey olmaları bakımından önem arz etmektedir. Türkiye’de kadınların istihdam oranı oldukça düşük seviyededir ve bu durumun iyileştirilmesi ülkemizdeki güncel tartışma konularından birisidir. Kadınların cinsiyetlerinden dolayı işe giriş, çalışma ve işten çıkarılma süreçlerinde dezavantajlı durumda oldukları bilinmektedir. Bu durumun pek çok sebebi bulunmaktadır. Ülkemizde belli bir döneme kadar kadınların dini veya inançlarını dışa vurmalarını sınırlandırmak amacıyla kamu sektöründe ve – yatay etki ile- özel sektörde uygulanan kıyafet düzenlemeleri, kadınların önemli bir bölümünün çalışma hayatına dahil olmasını engellemiştir. Devletin, bireylerin temel hak ve özgürlüklerini yasalarla koruma altına alma ve yargı kararları ile temel hak ve özgürlüklere saygı gösterilmesini sağlama yükümlülüğü bulunmaktadır. Kıyafet sınırlamaları konusunda yasal düzenlemeler önemli ölçüde iyileştirilmiştir. Aynı zamanda kadınların çalışma hayatındaki din ve vicdan özgürlüğü son dönem yargı kararlarına da konu olmuştur.

Laiklik ilkesi uygulamalarında ‘dışlayıcı laiklik’ (assertive secularism) ve ‘pasif laiklik’ (passive secularism) yaklaşımı bulunmaktadır. Dışlayıcı laiklik, dinin kamusal alandan tamamen çıkarılmasıdır. Pasif laiklik ise kamusal alanda dinin görünürlüğünün kabul edilmesidir. Bu bağlamda, Anayasa Mahkemesi 2012 yılından itibaren din ve vicdan özgürlüğüne ilişkin dışlayıcı laiklik anlayışını benimseyen yaklaşımından uzaklaşarak; pasif laiklik anlayışına uygun bir yaklaşım sergilemiştir. Bu sayede kadınların çalışma hayatında daha eşit koşullarda mücadele edebilmesinin önü açılmıştır. Anayasa Mahkemesi temel olarak, din ve vicdan özgürlüğünün sınırlandırılmasında kanuna ve somut gerekçelere dayanılması gerektiğini vurgulamaktadır. Mahkeme’nin bu bakış açısı, kadınların özellikle iş hayatındaki varlığını daha avantajlı hale getirmektedir. Bu çalışmada öncelikle dışlayıcı-pasif laiklik ayrımından yola çıkılarak, Anayasa Mahkemesi’nin pasif laiklik anlayışına doğru evrilen kararları, çalışan kadının din ve vicdan özgürlüğü çerçevesinde incelenecek, Mahkeme’nin daha çoğulcu bir yaklaşım benimsediği ortaya konulacaktır.

Anahtar Kelimeler: Toplumsal cinsiyet, çalışan kadın, din ve vicdan özgürlüğü, pasif laiklik, dışlayıcı laiklik.

FROM ASSERTIVE SECULARISM TO PASSIVE SECULARISM: FREEDOM OF RELIGION AND CONSCIENCE OF WORKING WOMAN IN THE LIGHT OF TURKISH CONSTITUTIONAL COURT DECISIONS

ABSTRACT

It is important for women to be included in working life to improve their material and spiritual wellbeing and to be independent individuals by obtaining their economic independence. The employment rate of women in Turkey is quite low, and the improvement of this situation is one of the current debates in our country. It is known that women are disadvantaged in terms of employment, work life and termination due to their gender. There are many reasons for this situation. Until a certain period of our country, clothing restrictions about the manifestation of religion in the workplace both in public sector and –with horizontal effect- the private sector affected the inclusion of women. The State has an obligation to protect the fundamental rights and freedoms of individuals by law and to ensure that they are respected by judicial decisions. Legal regulation has been improved significantly. At the same time, the freedom of religion and conscience in the work life of women has also been the subject of recent judicial decisions.

The application of the principle of secularism is divided into assertive and passive secularism. Assertive secularism is the complete removal of religion from the public sphere whereas passive secularism is the recognition of the appearance of religion in the public sphere. In this context, the Turkish Constitutional Court has recently withdrawn from its approach to the concept of assertive secularism regarding the freedom of religion and conscience. The Court has adopted an approach in accordance with the concept of passive secularism. In this way, women are able to struggle with better, equal conditions in work life. In this study, the decisions of the Court within the framework of the freedom of religion and conscience of the working woman evolving towards the assertive-passive secularism division is going to be examined initially. The Court, mainly, emphasizes that in the restriction of freedom of religion and conscience in work life, taking into account the prohibition of discrimination should be based on law and concrete data. By putting forward this approach, itis going to be determined that the Court has adopted emancipatory support to women especially in terms of their work life.

Keywords: Gender, working woman, freedom of religion and conscience, assertive secularism, passive secularism.

Files

Nurhayat Özcan.pdf

Files (6.6 MB)

Name Size Download all
md5:7e837a6a9fd24bb05846d8c1f23d7922
6.5 MB Download
md5:4c8d54013610b787fe4e0eb1a1dd5bfa
160.1 kB Preview Download